Bugun...



31 Kesk üye ve yöneticisi açığa alınırken,22 üye görevinden ihraç edildi
Tarih: 21-11-2016 14:10:32 + -


Kesk Adana Şubeler platformu adına bir basın açıklaması yapan,Eğitim Sen Adana şube başkanı Ahmet Karagöz,Açıklamasında ilimizde 31 Kesk üye ve yöneticisinin açığa alındığını,22 üyeninde görevlerinden ihraç edildiklerini açıkladı.


31 Kesk üye ve yöneticisi açığa alınırken,22 üye görevinden ihraç edildi

ADANA(İkrarHaber)-Kesk Adana Şubeler platformu adına bir basın açıklaması yapan,Eğitim Sen Adana şube başkanı Ahmet Karagöz,Açıklamasında ilimizde 31 Kesk üye ve yöneticisinin açığa alındığını,22 üyeninde görevlerinden ihraç edildiklerini açıklarken sözlerini şöyle sürdürdü:

KESK üye ve yöneticileri için farklı tarihlerde yapmış olduğumuz basın açıklamaları ve spontane konuşmalardan, kelimeler cımbızlanarak, KESK Dönem Sözcüsü Tonguç ÖZKAN ve Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Ahmet KARAGÖZ’e “Cumhurbaşkanına Hakarettiniz” gerekçesiyle TCK’nın 299. Maddesine, Eğitim Sen Adana Şube Örgütlenme Sekreteri Erdal KARABULUT ve Eğitim Sen üyesi Münir KORKMAZ’a ise “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve Organlarını Aşağıladığınız” gerekçesiyle TCK’nın 301. Maddesine göre emniyette çağrılarak bugün ifadelerinin alındığını belirti.

Karagöz açıklamasında,10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı önünde katledilen 101 yoldaş ve arkadaşımız,kardeşimiz için bu güne kadar yapmış olduğumuz tüm eylem ve etkinliklerimizde, siyasal iktidarın yönlendirmesi ve talimatlarıyla adli ve idari soruşturmalarla geri çekilmeye ve susturulmaya zorlandıklarını,ancak bu yapılanların hepsi nafiledir,bizleri yıldıramazlar dedi.

Savaşa karşı barışı,ölümlere karşı yaşamı savunduğumuz için, insan yaşamına yakışır çalışma koşulları talep ettiğimiz için, iş güvencemizi pazarlık konusu yapmadığımız için, bilimsel, laik ve anadilinde eğitim talebinden vaz geçmediğimiz için, parasız sağlık, parasız eğitim talebinde ısrarcı olduğumuzdan kaynaklı olarak açığa alındık, ihraç edildik.

15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra halkın iradesine karşı koyan ve bizler tarafından sivil darbe girişimi olarak okunmaktadır. Seçilmiş olan Siyasi Partilerin Eş Genel Başkanlarının, Milletvekillerinin, Belediye Eş Başkanlarının gözaltına alınması, tutuklanması ve kayyım atanması ülkemizde hukukun geldiği noktanın açıkça göstergesidir. 

15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL KESK için bakın neleri ifade ediyor; 

OHAL; demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin askıya alınması demektir. 

OHAL; İktidarın KHK’lerle kendi siyasal ve ideolojik ihtiyaçlarını karşılama çabasıdır.

OHAL; Emek, barış, demokrasi diyen emekçilere, aydınlara, akademisyenlere, özgür medyaya yargı yolunun kapatılmasıdır.

OHAL; Başta anayasa olmak üzere kanun, yönetmelik ve yönergelerin askıya alınması demektir.

OHAL; Kürt sorununda çözümsüzlüğü derinleştirmektir. 

OHAL; Eğitim, sağlık, Ulaşım ve barıma hakkının engellenmesidir.

OHAL; ifade özgürlüğünün önündeki engeldir.

OHAL; faşizmdir. 

OHAL; Faali meçhul cinayetlerin yeniden baş göstermesidir.

OHAL; solcuların, sosyalistlerin, devrimcilerin, sosyal demokratların, laiklerin, aydınların ve özgür medyanın demokratik yöntemlerle omuz omuza mücadele etmesi gereken bir saldırıdır.

Basın açıklaması yoluyla eleştiri ve ifade özgürlüğünü kullanmanın bile artık suç sayıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Oysa İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 19. maddesinde; Herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğü hakkı vardır. Ve yine İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin (İHAS) 10. Maddesi'nin 1. fıkrasında; 'Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir' hükümlerine yer verilmiştir.

Anayasamızın 25. Maddesi'nde düşünce ve kanaat hürriyeti başlığı altında; 'Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne amaçla olursa olsun kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.”

Yargıtay 8. Dairesi'nin içtihat haline gelmiş kararları ortada iken; “Topluma mal olmuş toplum önünde bulunan kişilerin özel hayatı da düşünceleri de dahil olmak üzere kamuoyu tarafından eleştirilebilir. Bu hakaret kapsamında ele alınamaz. Hukuki olarak böyle bir eleştiri yapılabilir. Bu konuda 'hakaret' kavramı üzerinden bir suç eylemi ortaya koyulamaz. Tüm bu maddelerin ışığında KESK üye ve yöneticileri hakkında başlatılan soruşturmanın ifade özgürlüğü/Eleştiri hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Yapılan barışçıl eylemler yasadışı gösterilmemelidir. Bu aynı zamanda hukuk devleti olmanın temel hak ve hürriyetlerini korumanın en alt eşiğidir. Sonuç olarak son dönemlerde artan baskı, tehdit, soruşturma vb. yaklaşımlara karşı fiili meşru mücadelemizi yılmadan, korkmadan sürdüreceğimizi ilan ediyoruz.

Bizleri baskı altına almaya çalışan, haklı mücadelemizden döndürmeyi amaçlayan her türlü hukuk dışı ve fiili uygulamaların karşısında geçmişte olduğu gibi, bugün de sesiz kalmayacağız. Adana'da yaşanan soruşturmaların, baskı ve yıldırma amaçlı olduğu ve tıpkı öncekiler gibi asıl amacın gözdağı vermek olduğu açıktır. Baskılara, tehditlere ve zorbalığa asla boyun eğmeyeceğimiz bilinmelidir. Bizleri böylesi yöntemlerle korkutacağını ve sindireceğini sananlar, daha önce olduğu gibi yine hayal kırıklığına uğrayacaklarını bilmelidir!




Kaynak: www.ikrarhaber.com

Editör: Yusuf Kahraman

Bu haber 290 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER EMEK DÜNYASI Haberleri

YUKARI